..::Büyükgülücek Köyü::.. web Sitesi
nav_bar_left Anasayfa
 
W E L L C O M E
Ana Menü
Anasayfa
Canlı Sohbet
Ziyaretçi Defteri
Köyümüz Sülaleleri (Aileler)
Mevkii İsimleri
Köy Haritası
..Foto Albüm...
..-Forum-...
Dernek Faaliyetleri
.....İlanlar.....
Linkler
Arama
Milletvekillerimiz
İletişim
Gerekli Programlar
Multimedya
Yeni Trafik Formları
Çorum İli Kent Bilgi Sistemi
Köy Videoları
Aşıklar Diyarı
Şahandan Seçmeler
Aşık Halil DEMİRAL
...
06092006 137.jpg
Ziyaretçi Sayacı
Bugün8
Dün88
Bu Hafta8
Toplam25171
Kimler Online
Şuan 1 konuk çevrimiçi
Köyden Haberler
Advertisement
Sondakika Haberleri


'Ulusal bilişim politikamız yok' PDF Yazdır E-Posta
Yazar Administrator   
29 11 2007
USİAD Genel Sekreteri ve Vizyon Grup Genel Müdürü Birol Başaran:
'Ulusal bilişim politikamız yok'
'Herkesin bildiği gibi elektronik işini Uzak Doğu yapıyor. Türkiye de dâhil olmak üzere dünyanın geri kalanı için bu alanda tren kaçmış durumda. Arayı kapatmak da her geçen gün daha da zorlaşıyor. Siyasetçilerin gelmiş oldukları toplumsal profil de dikkate alındığında, bilişimin önemini kavramadıkları gözleniyor. Ama gereken adımlar atılmıyor.'

'Biz bir uçağın her şeyini yapsak bile en hassas, en yaşamsal ve en pahalı parçasına sahip olmadığımızdan, bizim olan uçakta bile son sözü yine ABD söylüyor. Yani uçak havadayken, bizim istemimiz dışında bir yöne gidebilir, bizim istediğimizi yapmayabilir. Çünkü ona hükmeden asıl güç, onun programını yapandır, beynine hükmedendir.'

Bilişim ve onunla birlikte anılan, onunla birlikte ele alınan iletişim günümüzün önde gelen sektörleri. Özellikle ileri kapitalist ülkeler açısından bu alanlar, sadece yüksek kar oranları, güzel bir Anadolu deyimiyle "yükte hafif, pahada ağır" yönleriyle değil, aynı zamanda zihinlere hükmeden yönleriyle de öne çıkıyorlar. Bu alanlarda güçlü olan, ekonomide olduğu kadar, siyasette de ağırlığını hissettiriyor, kendi değerlerini daha kolay yayıyor, askeri güçle kuramayacağı üstünlüğü, bilişimi de kullanarak "yumuşak güçle" kuruyor. Türkiye ise her alanda olduğu gibi bilişimde de ulusal bir politika oluşturamamanın eksikliğini yaşıyor. Bilişim alanında ülkemizin önde gelen kuruluşlarından olan Vizyon Group'un Genel Müdürü ve kısa adı USİAD olan Ulusal Sanayici ve İşadamları Derneği'nin Genel Sekreteri Birol Başaran da, olayın ekonomik yönüyle birlikte, stratejik yönüne dikkat çekiyor. Başaran, bilişim sistemi ulusal olmayan bir ülkenin, ulusal güvenlik ve savunma konusunda zaaf içinde olacağını belirterek, büyük istihdam ve katma değer yaratan bu alanın devlet tarafından çok yönlü olarak ve öncelikle ele alınması gerektiğini söylüyor. Başaran'la bilişim sektörünün ülkemizdeki ve dünyadaki durumunu konuştuk.

- Bilişim yıllardır, sanayi devrimini kaçıran Türkiye için hep dikkatle izlenmesi, yatırım yapılması ve ihmal edilmemesi gereken bir sektör olarak dikkat çekti. Ama gelinen noktada "bilişim trenini" de kaçırmak üzere olduğumuz yönünde ciddi endişeler var. Bu alanda Hindistan'ın, İrlanda'nın, İsrail'in yaptığını Türkiye niye yapamadı?

- Hindistan bu işe çok önceleri, yıllar önce başladı, önemini çok erken keşfetti. Devlet bu alana uygun bir altyapı hazırladı. Ülke bazında, ulusal ölçekte hamleler yaptı ve başarılı oldu. Hindistan bu alanda devletin öncülük ettiği, destek olduğu ulusal ölçekli bir strateji geliştirmenin önemini zamanında gördü. Kişisel inisiyatiflerin ve girişimlerin başarısının ve kalıcılığının sınırlı olduğunu, ülkeyi ancak bir yere kadar taşıyabileceğini çok erken saptadı ve buna göre politikalar üretti. Gelinen noktada, bilişim alanında 10 milyar dolarlık ihracatı olan bir ülke oldu. Kısacası bilişimin doğru yönüne, doğru zamanda, doğru hamleler yaptı. Ülkemizin yazılım ihracatı ise 150 milyon dolar. Yani henüz emekleme aşmasında bile değiliz. Bu alanda çok sayıda firma var. Sadece İstanbul'dakilerin sayısı 7 bin. Bu durum dağınıklığı da beraberinde getiriyor. Türkiye'de bilişim sektörü 1,5 milyar dolarlık bir hacme sahip. Mobillerle birlikte tüm telefon sektörünü de bilişim çatısı altında işe katarsak, 7 milyar dolarlık bir hacme ulaşabiliyoruz. Bu da dünyanın yaklaşık yüzde 0,5'idir. ABD bu alanda da dünya pastasının en büyük dilimini yiyor. Yani bilişim ve iletişimde dünya toplamının dörtte birine sahip. İkinci sırada yüzde 15- 20 arası bir hacimle Avrupa geliyor. Üçüncü ise Uzak Doğu gelir. Bu noktada unutulmaması gereken, sektörde donanım işinin katma değerinin düşük olduğu, daha çok sürümden kazanıldığıdır.

- Ünlü Silikon Vadisi'nin bir benzeri Hindistan'da kurulurken, Çin bu alanda iddialı adımlar atarken, Hintliler ve Çinliler ile birlikte matematik kafasına sahip milletlerden biri olarak gösterilen Türkler neden bilişimin önemini zamanında fark edemediler?

- Eskiden yazılım alanında her şeyi ABD yazardı. Şimdi Amerikalılar ne yazılacağını yazıyorlar. Yazılım işi başta Hindistan olmak üzere bu alana yatırım yapan ülkelere kayıyor. İşgücünün ucuz olması da bunda çok önemli bir faktör. Hindistan ve Pakistan'da eğitim dilinin İngilizce olması da diğer bir avantajları. İrlanda 3,5 milyonluk nüfusuyla bu işten çok iyi para kazandı, gelirini birkaç kat arttırdı, belini doğrulttu. Bizim gibi, nitelikli gençleri, üniversite mezunları arasında işsizliğin çok yaygın olduğu bir ülkede ise ne yazık ki bu alana sistemli, uzun erimli, kararlı ve tutarlı olarak, bütüncül politikalar gözeterek yaklaşılmadı ne yazık ki. Örnek vermek gerekirse, kurumsal sistemindeki TL'leri, YTL'ye çevirmek için program arayışına giren bir Türk bankasına Türk firmaları 50-100 kişilik bir ekiple, Hint firmaları ise 5 bin kişilik bir ekiple başvuruyorlar. Sonuçta da işi daha çabuk ve ucuz yapan, ihaleyi kazanıyor. Yıllar önce bu alanda ucuz işgücüyle öne çıkan ülkeler, günümüzde hem ucuz, hem nitelikli, hem de deneyimli işgücüyle dikkat çekiyorlar. Herkesin bildiği gibi elektronik işini Uzak Doğu yapıyor. Onlar donanım işinde, yan sanayisiyle birlikte herkesin önündeler ve farkı da giderek açıyorlar. Türkiye de dâhil olmak üzere dünyanın geri kalanı için bu alanda tren kaçmış durumda. Arayı kapatmak da her geçen gün daha da zorlaşıyor. Dünyaca ünlü IBM firması bile kişisel bilgisayar işinden çekildi ve bu alanı Çinli Lenova firmasına bıraktı. IBM artık kişisel bilgisayar üretmiyor.

- Donanımda treni kaçıran Türkiye, yazılımda da kaçıracakmış gibi görünmüyor mu?

- Böyle bir olasılık var, yazılımda da treni kaçırabiliriz. Biz çok koşsak bile, önümüzdekileri yakalayacağımızın garantisi yok. Ama Türklerin bu alanda ciddi bir yeteneği olduğu da su götürmez bir gerçek. Dünyada bizleri tercih eden, kalitesiyle öne çıkan Türk firmalarıyla çalışan şirketler de var. Türk gençleri bilişim alanındaki uluslararası şirketlerde hızla önemli konumlara geliyorlar. İyi yetişip, çok çalışıp, hızlı iş yapıp, çabuk yükseliyorlar. Türk özel sektörü de bölgemizde iş yapmaya başladı. TÜBİTAK, KOSGEB ve Teknopark destekleri alındıkça, özel sektördeki kıpırdanma yoğunlaştı. Ama hala yeterli değil. Bu konuda devletin öncülüğü ve yatırımı gerekiyor. Yazılım işi bir koyup on alabileceğiniz bir alan. Yetenekli ve meraklı bir gencin önüne 300 dolarlık bir bilgisayar koyunca bu işe başlayabiliyorsunuz. İnsan kaynağını iyi bir eğitimle ve çok da pahalı olmayan bir yatırımla destekleyince, bir koyup on alabiliyorsunuz. Mısır, Rusya ve Doğu Avrupa ülkeleri gibi gelir düzeyi düşük olan ama büyük bir potansiyel barındıran ülkeler, bu alanda önemli hamleler içindeler, bilişimin önemini keşfettiler. Ruslar Orta Asya coğrafyasında siyasi ağırlıkları ve dillerinin verdiği avantajla önemli bir üstünlüğe sahipler. Türk bilişim firmaları ise genelde Türkiye odaklı çalışıyorlar. Oysa içinde yaşadığımız bölgeyi hedeflemeleri, sadece ülkemizin içine değil, çevresine de bakmaları, bölgede belirli bir güce ulaştıktan sonra da ABD ve Avrupa pazarlarını zorlamaları gerekiyor.

- Türkiye'de her alanda gözü kara, acımasız bir liberalizm, özelleştirme rüzgârı eserken, ulusal, kamusal, toplumsal olan her şeyden uzaklaşılırken siz, bilişim konusunda devletin önemine dikkat çekiyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?

-Bu iş uzun vadeli düşünülmesi, çok boyutlu yaklaşılması ve stratejik öncelikler belirlenmesi gereken bir alan. Buna uygun bir sanayi, eğitim, istihdam, teknoloji politikası şart. Bu nedenle sadece özel sektörle olmaz, olamaz. Devletin yatırımı, teşviki, yönlendirmesi, planlaması, eşgüdümü gerekir. Bunun için bizim özgün ve ulusal bir Türkiye modeli bulmamız lazım. Çünkü ulusal bilişim politikamız yok. Lafa gelince herkes bilişimin öneminden söz ediyor, fuar açılışlarında politikacılar bilişimin önemine değiniyor, ama gereken adımlar atılmıyor. Siyasetçilerin gelmiş oldukları toplumsal profil de dikkate alındığında, konunun önemini kavramadıkları, bu sektöre otomotiv gibi, metal gibi, deri gibi herhangi bir sektör olarak baktıkları gözleniyor. Ama bilişim öyle herhangi bir sektör değil. Hepsinin temelini oluşturan, hepsinin sistemi açısından vazgeçilmez olan bir sektör. Günümüzde katma değeri, araştırma- geliştirmenin (ar-ge) ve bilişimin yarattığını bilmemiz, rekabet ve farklılık için bu alanda başarılı olmak gerektiğini görmemiz lazım. Şüphesiz tarım da önemli, hayvancılık da önemli, sanayi üretimi de önemli. Ama örneğin kuru üzüm ihracatından elde ettiğimiz karın düşüklüğü ile yazılımdan kazandığımız karın yüksekliğini kıyasladığımızda farkı görüyoruz. Kuru üzüm ihracatı için kaç kişi, ne kadar süreyle çalışıp, ne kadar kazanıyor? Bilişimde kaç kişi, ne kadar çalışıp, ne kadar kazanıyor? Bunların hepsi hesap gerektirir.

- İşin güvenlik boyutuna da değinir misiniz?
- Bu da meselenin bir diğer can alıcı noktası. Mesela bir savaş uçağının en hassas parçası olan yazılımı ele alalım. Eğer savaş uçağını dışarıdan alan bir ülke iseniz her şeyini yapsanız bile, bu yazılımı yapamıyorsunuz ve fiyatı da 100 milyon dolar. ABD bilişime yaptığı yatırımla sadece büyük para kazanmıyor, aynı zamanda politik güç ve itibar kazanıyor, bu üstünlüğünü savunma sanayisinde kullanıyor. Masa başında, harita üzerinde Irak'ı vuran teknolojiye sahipken, bilişimdeki, ar-ge'deki, teknolojideki öncülüğü sayesinde hem silah satışından büyük para kazanıyor, hem de bu alandaki bilgilerini kimseyle paylaşmayarak, egemenliğini korumaya çalışıyor. Biz uçağın her şeyini yapsak bile en hassas, en yaşamsal ve en pahalı parçasına sahip olmadığımızdan, bizim olan uçakta bile son sözü yine ABD söylüyor. Yani uçak havadayken, bizim istemimiz dışında bir yöne gidebilir, bizim istediğimizi yapmayabilir. Çünkü ona hükmeden asıl güç, onun programını yapandır, beynine hükmedendir. İşin özüne, yani uluslararası rekabete bakınca, bilişime yatırımın asla lüks olmadığını, rekabette belirleyici bir etken olduğunu görüyoruz. Ulusal güvenliğimiz açısından savunma sanayisinin, Genelkurmay Başkanlığı'nın, istihbarat örgütlerinin, bakanlıkların, kamu bürokrasisinin Türk malı işletim sistemi kullanması gerekir. TÜBİTAK tarafından yazılan ve Linux bazlı bir işletim sistemi olan PARDUS bu açıdan çok önemli. Bu tür projeler desteklenmelidir. Ulusal güvenliğimiz açısından savunma sanayisinde dışa bağımlılık çok kötü sonuçlar doğurmaktadır.

- Bilişim, ekonominin kayıt altına alınmasında, suç ve suçluyla mücadelede de çok önemli bir işleve sahip değil mi?

- Kesinlikle öyle. Mesela, önümüzdeki süreçte kâğıt paranın kullanımının azaldığına, zamanla kalktığına tanık olacağız. Herkes kredi kartı ya da benzeri kartlarla alışveriş yapacak. Bu ekonominin daha sağlıklı işlemesini, aynı zamanda kayıt altına alınmasını da sağlayacak. Mesela şu anda ülkemizde 5 bin YTL üzerindeki tüm işlemler bankadan geçirilmek zorunda. Vergi dairelerindeki, emlak işlerindeki, bankalardaki sistemler hızla gelişiyor, güncelleniyor. Ama tüm bunlar yine de çok yeterli değil. Nakit paranın azalması muhakkak kayıt dışılığı, hırsızlığı, rüşveti azaltır ama asla ortadan kaldırmaz. Politikacıların kayıt dışını önleme konusunda gerçekten samimi olmaları şart. Bu konuda iyi niyetliyseler, bunun teknolojik altyapısının olduğunu bilsinler. Ama her şey bilişim değildir ve bilişim de bir araçtır. Ahlak ve değerler her konuda olduğu gibi ekonomide de önemlidir. Bilişimde yol aldık ama son 25 yılda değer yargılarımız o kadar çok değişti, o denli yoğun bir erozyona uğradı ki, yolsuzluklar da katlanarak arttı. Bilişim biraz nükleer enerji gibidir, iyi kullanırsak iyi, kötü kullanırsak kötü sonuçlar doğurur. İnternetten yapılan hırsızlığı, bu alandaki suç örgütlerini hiç akıldan çıkarmamak gerekir. Öte yandan teknolojinin gelişmesi, insanların ne yaptığının adım adım izlenmesinin de önünü açmaktadır. Cep telefonundan, internetten, kredi kartından ya da köprü ve otoyol geçişlerinde kullandığımız kartlardan günün hangi saatinde, ne yaptığımız, nerede olduğumuz kolaylıkla öğrenilebilmektedir. Bu durum da biraz meşhur "big brother" yani "bizi izleyen büyük gözü" akla getiriyor. Her yerde gözlendiğini bilmek de insanları huzursuz ediyor. Bu yönüyle ileri teknoloji, kişisel özgürlüklerin sınırlandırılmasına da olanak sağlıyor.

- Üniversitelerimizin büyük bölümünde bilişim, bilgisayar, elektronik bölümleri bulunuyor. Bu bölümleri nasıl buluyorsunuz, mezunlarının niteliği yeterli mi?

- Sektörün üniversiteyle işbirliği elbette çok önemli. Dünyada bunun çok parlak örnekleri var. Ama bu konu ne yazık ki ülkemizde çok yüzeysel olarak ele alınıyor ve hamasetle geçiştiriliyor. Sektörle ilgili bölümlerde organize, uzun erimli bir eğitim politikası yok. Ülkemizde işsizlik oranı yüksek. Nitelikli gençler, üniversite mezunu gençler arasında da bu oran yüksek. Ama biz sektörde yazılım konusunda uzman bir genci, ayda 5 bin dolar maaş vermemize karşın bulamıyoruz. Nitelikli eleman sıkıntısı çekiyoruz. Bankalar da bilişimle ilgili birimleri için uygun adam bulamıyorlar. Bu bölümlerin sayısının hızla artması, adeta moda olması ve çok yüksek puanlarla öğrenci alması, bizim eleman açığımızı gidermiyor. Suudi Arabistan'dan bize başvurup 10 bin dolar maaşla eleman istediler, olumlu yanıt veremedik. Üniversite sanayi işbirliğinin doğru, planlı, hızlı ve uzun vadeli olması gerekir. Sektörün büyük kuruluşlarının, büyük şirketlerin, bankaların daha üniversite eğitiminin başında olan akıllı, parlak gençlere sahip çıkmaları, onları desteklemeleri şarttır.

- Sektörde yer alan meslek örgütlerinin çabalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Örgütlenme yönünde her zaman iyi niyetli çabalar oldu. Kısa adı TBD olan Türkiye Bilişim Derneği en eski ve en köklü meslek örgütü. Bilişimin tüm konularıyla ilgilenmesi çok zor olsa bile, kamuoyu ile sektör arasında bir köprü olmayı başardı. Yazılım Sanayicileri Derneği, İnternet Teknolojileri Derneği, Türkiye Bilişim Vakfı gibi değişik meslek örgütlerimiz var. Yazılım programlarının fikri altyapısıyla ilgilenen girişimler de söz konusu.

 

Yorumlar
Yeni Ekle Ara
+/-
Yorum yaz
Adiniz:
E-posta:
 
Web Sayfas1:
Baslik:
 
:D:):(:0:shock::confused:8):lol::x:P
:oops::cry::evil::twisted::roll::wink::!::?::idea::arrow:
 
Lutfen resimdeki guvenlik kodunu giriniz.

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >
Kültür Evi
Haftanın Hadisi
Haftanı Hikayesi
Haftanın Şiirleri
İbretistan
Güzel Sözler
Gülücekli Kadının Günlüğü
Çocuk Köşesi
Sizin Sayfanız
Oyun Oyna
İnanç Dünyamız
Dua UFKU
Musa Dededen İnciler
Sahabeden Tablolar
Bunları biliyor muyuz?
Giriş Formu
Anket