|

OKU dedin... Bir hikaye anlatıyorsun bana, siyah kahverengi yeşil tonlarda, toz pembe değil toprağı anlatıyorsun. gözlerimin, kaşlarımın saclarımın renklerinin tonunda. Duydugum bildiğim bir dilde, anladığım anlamak istediğim bir eda ile, gördüğüm görmek istediğim bakışlarla….
Kahverengi,yeşil bir hayat vad ediyorsun, istediğim düşlediğim bicimde. Sabırsızlıklardan bahs ediyorsun, yanlış diyorsun, Her insan birdir diyorsun, ayırd etme diyorsun. Hiç yorulmadan okumam gerekenleri bana okutturuyorsun, bir yerlere varmam icin. Hepsi ama hepsi sevdiğim rengte. Ve bu rengleri cok sevdigimi bilirmişcesine, OKU diyorsun. Oku da gör, vefasızlarin gittikleri yolun hangi kapılar ardında durduklarını öğren. Oku da gör, hayatın başkalarına verdiği özelliklerin değerini bilmeyenlerin halini diyorsun. Oku da gör, nankörlerin, kayıp ettiklerinden sonra nasıl çaresizliğe düştüğünü diyorsun. Ve ben okuyorum, Görüyorumki…. Sevgi ile paylaşanların ne kadar huzur verdiğini. Aşkı yaşayanların, hislerini duygularını. İnancına sahip cıkanın, Allaha inananların yüzündeki mutluluk pırıltılarını…. Birde hos görüyü ögrettin, ve bu yüzden değeri bicilmez insanların arasında sende varsın… cünkü Allahın ilk emri gibi OKU dedin….Senin hüsnün benim aşkım,senin cevrin benim sabrım,Cihanda-dem-be-dem artar tükenmez bi–nihayettir… Öyle insanlar girerki hayatına, sana cok faydalı olur, zorla da olsa sana bir şeylerini öğretirler, kulağını acıp dinlersen, OKU dediğinde okursan, Kendin icin çevren icin faydalı olursun…..
gül-bülbül-lale "merak edilmeyen bir yürek kaç zaman tutunabilir anıların güler yüzüne..? Tutundum, çırpındım düşmemek için, uçurumun kıyısında bana uzanan elin yoktu, düştüm""
gülün şekvasını dinledi bülbül, sustu ve dinledi.. ne dedi gül ? "bülbül laleye meyletti.. " fıtratındandır, güle aşkı hayallerce, umutlarca büyükse de yalnız kalmayı beceremez, dost arar, şakımak ister .. aslında gülü arar da gül ne kokusunu duyurur bülbüle ne varlığını gösterir.. bir ceza mı, bir imtihan mı pişmanlık mı bilemez de neden gizlendiğini, günlerce bekler yarini bülbül... ağlar güllerce.. Yakub olur... sonra gülü sanar da selam verir bir güzele.. anlar çok geçmeden, gülü değildir, hiç bir çiçek gülü gibi kokamaz, gülü gibi gülemez hatta bilir ki hiç bir çiçeğe yakışmaz şebnem, güle yakıştığı kadar.. ama lale sımsıcak bir yürek sunar, kardeşçe.. yalnızlığın çaresizliğinde bülbül, laleye sığındı ve sonra.....
ve sonra ; halini arzetti bülbül, lale dinledi sabırla.. kaçıp gitmedi, gizlenmedi, uzaktan da izlemedi.. sadece "yanındayım dost" dedi "sırrın sırrımdır" dedi ve dinledi... hatırlamaz ya bülbül, elest bezminde tanıştırılmış bir dosttur aslında selam verdiği.. kardeştir, ârettir, yarendir... hemrâzdır o.. derken bir gün gülün aklına geliverdi; bir seveni vardı bir zamanlar..buralarda bi yerlerdeydi.. baksındı bakalım hâla bıraktığı bahçede miydi? kanatları vardı, uçabilirdi başka bir gülistana ya ; bülbül gidememişti, belki bir gün gülü gülüverir, geliverir diye gülistanı mesken eylemişti.. Aslında hep beklemişti...
ve sonunda; işte gelmişti gülü.. sevdiceği, nuru, cenneti, visali...sevda ve hasret yüklü rayihasını beklerken bülbül, sitem etmişti gül.. neden? laleyi dost bildi diye.. oysa gül kokulu Sevgili ; Haticesi'ni kaybedince Ebubekir'i hemrâz bilmişti.. işte öyle bir haldi.. ama bildirememişti güle. ya beni öldürdün mü derse?!! ne cevap verebilirdi? hoş!! cevabını o da bilmiyordu ki!! tek bildiği bir hüzün yılı yalnızlığıydı yaşadığı..ama gül farkında değildi ve hâlâ aynı sitemdeydi; "bülbül gülün yokluğunda neden laleye meyletti?!!".. Alıntı... BUGÜN NE YANA BAKSAM KENDİMDEN Bİ PARÇA GÖRDÜM NE ÇOK KIRILMIŞIM MEĞER...!  Zannediyor musunuz ki, Yakup için Yusuf sadece bir evlattı...
Zannediyor musunuz ki, Mecnun için Leyla sadece bir sevgili idi...
Zannediyor musunuz ki, Bülbül için Gül sadece bir çiçekti...
Eğer sadece Yakup için evlat.. Mecnun için sevgili.. Bülbül için çiçek olsaydı anlam
Ne Yusuf için gözler kör edilirdi... ve gelene kadar dünyaya küsülürdü..
Ne Leyla için çöllere düşülür ölümü ile ölünürdü..
Ne de Gül için onca dikenine rağmen gözyaşı dökülür ve hala üzerine konulup kokusu koklanırdı...
Bunu anlamak için Yakup olmak lazım.. sadece Yakup olmak değil Yusuf gibi evlat sahibi olmak lazım... bu da yetmez.. en önemlisi yakup gibi sevmek lazım.. ve Yusuf'un yokluğunda gözleri dünyaya körleştirecek sevgi lazım...
Bunu anlamak için Mecnun olmak lazım.. sadece Mecnun olmak değil Leyla gibi bir sevgili lazım.. ve Mecnun gibi sevmek lazım.. Leyla'sı Mevla'ya ulaştığında onunla Mevla'ya gitmeye hazır olmak lazım.. bu sevgiyi yüreğine canına işlemek lazım ki sevgi ve sevgili gittiğinde canı da onunla gitsin ki sevgili olmadığında o da olmasın..
Bunu anlamak için Bülbül olmak lazım.. sadece bülbül olmak değil Gül gibi bir çiçek lazım.. ve Gül'e bülbül gibi özlem duymak lazım.. koklamaya geldiğinde batan dikenlere katlanmak ve akan kanı görmemek lazım...
Yusuf gelmeden kim açabilirdi Yakub'un gözlerini.. Leyla ölünce kim yaşatabilirdi Mecnun'u..
Gül'ü koklarken akan kanın kan olmadığını kim anlatabilirdi Bülbül'e Zannediyor musunuz ki, Yakup için Yusuf sadece bir evlattı...
Zannediyor musunuz ki, Mecnun için Leyla sadece bir sevgili idi...
Zannediyor musunuz ki, Bülbül için Gül sadece bir çiçekti...
yaradılanı severim yaradandan ötürü tabiki hepsi sevgilerinde RABBİME duydukları aşkı sevgiyi hissetmiş. Onlar gibi olmasakda bizim içimizdende çıkarma sevgini Ya Rab!!..Amiiiin.. dost'un eli yok ki bunun başka şekli dünya yalan insan fani
gün gelince göçer gider kara toprak olur yari
kırmamışsak gönülleri yıkmamışsak sevgileri,mezarıma dostun eli değenlerden eyler bizi!...
|