Bugünlerde şiir ve güzel sözlerden oluşan dostluk metinleriinternet ortamında dolaşıyor. Görünce çok güzel ve gülücek sitesinedene kadar uyumlu metinler….
Dostluk Haftası fikri güzel. Ben özel günlerin büyüsüne inanmam ama sevgi akışına bir vesile olduğuna inanırım. Örneğin sevgililer gününü,yabancı kültüre ait,tüketim çılgınlığı deyip görmezden gelmeyi doğru bulmuyorum. Her tarafta kırmızı güller,kocaman kalpli afişler,tv de aşk diye bağıran reklamlar varken gözlerini kulaklarını kapayıp sıradan bir gün geçirme çabasına girmek saçma.Hediye alın demiyorum amakendinizi kasmayın ve sevdiklerinizinden bu vesilelerle sevgi sözcüklerini,güler yüzünüzü esirgemeyin... Neyse
Dostluğun çok zor kazanıldığı, insanların güven duygularının her geçen gün azaldığı toplumumuzda doğru, dürüst, içi-dışı, özü-sözü bir, kıskançlık beslemeyen, ahlaklı, erdemli, teşekkür etmeyi bilen, sıcak, samimi, içten, güleryüzlü insanlarla karşılaşmamız ve dost olabilmemiz, dost kalabilmemiz dileğiyle
Okuduğum dostlukla ilgili beğendiğim ayet,hadis, hikayeyi veşiiri inşaallahsizlerde beğenirsiniz…
Ayet: “Dostlar o gün birbirlerine düşmandır; takva sahipleri müstesna.”
Hadis: “Üç günden ziyade kardeşine dargın kalmak bir Müslümana helal olmaz.”
Hikaye:
“Allah için birbirini seven mü’minlerden biri vefat etti. Dünyada kalan dostu için şöyle dua etti: ‘Ya Rabbi,benim filan dostum vardı. Bana hak yolda yardım ediyordu.Onu şaşırtma,ya Rabbi! Salih amel üzerine devam ettir.’
Diğeri de vefat ettiğinde birlikte oldular ve ‘filan yerde Allah’ı anmıştık,filan yerde yardımlaşmıştık’ diye sohbet ettiler ve dostluklarını devam ettirdiler.
Kafirlerin ve fasıkların dostluklarına gelince, iki kişiden biri ölünce cehennemle müjdelenir ve hayatta kalan dostuna şöyle beddua eder:’Ya Rabbi! O kahrolsun,o beni senin yolundan ayırdı.Cennet,cehennem,kıyamet yoktur diyerek beni sana düşman etti.’ Bu şekilde onların düşmanlıkları orada da devam eder.
”İnsanların çoğunun kıymetini bilemedikleri ve aldandıkları iki nimet vardır ki, bunlar sıhhat ve boş vakittir.”
(Hadis-i Şerif)
Ne kadar doğru söylemiş Peygamber Efendimiz, herhalde hepimiz için geçerli bu sözler. Hasta olana kadar sağlığımızın kıymetini ve ömür tükenene kadar boşa geçen zamanın kıymetini bilmiyoruz.
İnsanoğlu kaybedince anlıyor tüm sıradan gelen değerlerin kendisi için ne derece önem taşıdığını.Yeri gelmişken bir küçük hikayedaha paylaşayım.
“Adam, çok sevdiği kırk yıllık eşinin, hayat arkadaşının ölümüyle,doğal olarak ağlamaya başlamış, göz yaşı döküyordu. Bir dostu teselli etmek için yanına yaklaştı.Ağlamaktan kızarmış gözlerine baktı.Yanaklarından aşağı ince ince süzülen gözyaşlarını gördü.Dedi ki:
‘Döktüğün bu gözyaşının hiçbir faydası yok ki…’
‘Ben de onun için ağlıyorum ya..’(Senai Demirci’nin Aşka Adanmış Öyküler Kitabından)
Dostları Olmalı insanın.
Dostları olmalı insanın,
aynen gemilerin limanları gibi.
Zaman zaman uğradığın, yükünü boşalttığın,
dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda.
Sonra açık denizlere uğurlamalı seni,
geri döneceğin günü bekleme umuduyla.
Bazen, rüzgâra o açmalı yelkenini,
yanağına konan bir busenin coşkusuyla,
halatlarını çözmeli, seni çok ama çok özlemeli
Dostları olmalı insanın; ermiş, bilge, hayatı ezbere okuyabilen.
Düşünmediklerini düşündüren,
seni bir cambaz ipinde, güvende tutabilen,
gerektiğinde senin için ateşi yutabilen,
yolunu ışıtan ustan olmalı. Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini. Sana vermeli soğuk bir kış gününde üzerindeki tek gömleğini..