1- Operasyon sürpriz olarak başladı, sürpriz olarak bitti. Başlaması sürprizdi, çünkü hiç kimse kış ortasında böyle bir operasyon beklemiyordu. Hatta hiç kimse daha önce yapılan “hava operasyonu”nu bile beklemiyordu. Herkes, hükümeti, “Operasyon yaptırmamak için tezkereyi geciktirdi ve işin ucunu kara bağladı”, diye suçluyordu. Sürpriz olarak bitti, çünkü sınırlı bir süre için planlanmıştı. Bu hava şartlarında uzun süreli ve kalıcı bir operasyonun yapılamayacağı açıktı. 2- Operasyon başarılı olmuş mudur? Bu konuda hemen herkes hem fikirdir. Kış ortasında, kışın en yoğun zamanında, baskın bir harekat ve alt yapının çökertilmesi... “Her zaman geliriz” mesajı. “Gözümüz üzerinizde” mesajı. “Burası artık terör odakları güvenli değil” mesajı. “İşgal gücü ve bölgesel yönetim artık size müsamaha gösteremez” mesajı. Ve “Bu işi bitirmeye kararlıyız, bu işi öncekilere benzemez” mesajı... Bu mesajlar verilmiştir ve alınmıştır. 3- Bu harekat, uzun zamandır yürütülen bir diplomatik harekatın ürünüdür ve o diplomatik harekat, terör örgütünün uluslar arası planda tecridini öngörmektedir. Dolayısıyla, Kuzey Irak'ta barındırılmayacak olan örgüt için dünyada da alan daralacaktır. 4- Burada handikap, bu sınırlı sınır ötesi harekatın, tek başına kalmasında yatıyor. Yani 24'ün 25'incisi olarak bir tür “Askeri antrenman” olarak kalmasında yatıyor. Yani “Arasıra gideriz, antrenman alanında birilerini döver geliriz, bu askeri tecrübe olarak iyidir” gibi bir mantık, terörle mücadele kısır döngüsü diye tanımlanabilecek bir mantıktır ve 25 yıldır Türkiye bu kısır döngü içindedir. Doğru olan ne? Bu operasyonların yeni bir sürecin başlangıcı olmasıdır. Yani “Bu işi bitirelim, kararlılığı... Türkiye çok kan ve enerji kaybetti. Hadise Türkiye'nin ayağına abğ durumunda. Terörü ortadan kaldıralım, teröre kaynaklık eden zemini de rehabilite edelim.” Eğer hükümette böyle bir irade ve programlama varsa, askeri harekat da onun uzantısı ise, sağlıklı bir yola grilmiş demektir. Yoksa hadise “Bataklığı kurutmak değil, sivrisineklerle boğuşmak”tan öte gidemez. 5- Hükümetin böyle bir hazırlığı var mı? Olmalı. Hükümetin, mahalli idareler seçiminde bazı sonuçlar almaktan öte bir külli programı olmalı. 6- Bu noktada, şu son gözlenen Hükümet profili bir zaafı sergilemiş bulunuyor. Biraz açayım: Ben harekatın başlangıcında veya bitişinde Hükümetin inisiyatifi dışında bir şey olduğunu düşünmüyorum. Amerika etkisi de, genel tutum dışında bana göre sıfırdır. Bu harekatın kısa süreceğini de Hükümet biliyor olmalıdır. Ama o son gün, Cuma günü, üç-beş saatlik sürede sanki iletişimin koptuğu bir “Fetret dönemi” yaşanmıştır. Amerikalı yetkililer konuşmuş, Irak'ın Kürt asıllı Dışişleri Bakanı konuşmuş, medya “Harekat bitti”haberlerini geçmeye başlamış ve asker bile konuşmuştur... Tüm bu zaman içinde Hükümet'ten tek açıklama yoktur, hatta “hükümetin haberdar olmadığı” izlenimini doğuracak bir durum ortaya çıkmıştır. Bunun adı, “İletişim aksaması” mıdır? Yoksa süreci birebir yönetmeme durumu mudur? Burada bir zaaf olduğu muhakkak. Bu bir zaafsa, bence, Hükümet asıl bu konu üzerinde durmalıdır. Çünkü bu mesele, askeri boyutu ile siyasi, kültürel, ekonomik, psikolojik boyutu birbirinden ayrılamayacak giriftlikte bir rehabilitasyon gayretini gerektiriyor. “Askeri boyutu askere havale ettik, tamam” denecek bir hadise değildir. Askeri harekatın sivil yansımasını bile sağlıklı yönlendirmek gerekiyor. Bu noktada DTP'nin, operasyon esnasında Hükümete nazaran -kendi açısından- daha başarılı bir psikolojik harekat yürüttüğünü kabul etmek lazım. 7- Burada son bir not düşmek isterim: Birliklerin o gün çekileceğinden muhtemelen Amerika'nın bile haberi yoktu. Savunma Bakanı Gates'in ve sonra Başkan Bush'un, çekilme üçte bir oranında gerçekleştiği bir zamanda “Bir an önce çekilin” açıklaması yapması, “Türkiye'yi sıkıştırıyor görünelim” gibi bir densizlik söz konusu değilse – ki Türk – Amerikan ilişkilerinin iyileşme sürecine girdiği bir dönemde bu söz konusu olamaz- bu yüzdendir. 8- Bu meselede, Hükümeti yıpratma malzemesi bulmak, ancak kötü niyet ürünü olabilir. Hükümetle Asker, en azından bu konuda fark edilir bir uyum içindedir, hatta Hükümetin “aşırı uyum”undan bile söz edilebilir. Genelkurmay Başkanı, işin başından beri uyumun ve işin gereğinin bu olduğunun altını çiziyor. “Asker işini yaptı ama Hükümet ı-ıh.” gibi bir söylem, çok ucuz bir tarafgirlik gösterisidir ki, onun hiçbir yerde prim yapması söz konusu olamaz. (Bugün 04 mart 2008) |