..::Büyükgülücek Köyü::.. web Sitesi
nav_bar_left Anasayfa
 
W E L L C O M E
Ana Menü
Anasayfa
Canlı Sohbet
Ziyaretçi Defteri
Köyümüz Sülaleleri (Aileler)
Mevkii İsimleri
Köy Haritası
..Foto Albüm...
..-Forum-...
Dernek Hakkında
Dernek Faaliyetleri
.....İlanlar.....
Linkler
Arama
Milletvekillerimiz
İletişim
Gerekli Programlar
Müzik Dinle
Error:
Adobe Flash Player needed.
Multimedya
Yeni Trafik Formları
Çorum İli Kent Bilgi Sistemi
Köy Videoları
Aşıklar Diyarı
Şahandan Seçmeler
Aşık Halil DEMİRAL
...
06092006 122.jpg
Ziyaretçi Sayacı
Bugün10
Dün116
Bu Hafta329
Toplam25492
Kimler Online
Köyden Haberler
Advertisement
Sondakika Haberleri


isimsiz kahraman PDF Yazdır E-Posta
Yazar Administrator   
28 01 2008

Gül’ü Çankaya’ya çıkaran isimsiz kahraman

 
Gündem oluşturan son tartışmalardan yola çıkarak, bu yazımızda Cumhuriyet tarihimizin en kahpe provokasyonuna farklı bir pencereden bakmayı deneyeceğiz… Ülkemizde neler olup bittiğini anlayabilmek için sabırla okumanızı öneriyorum.

İsmi Şenol Altan…

Kim olduğunu hatırlayanınız var mı?

Sanırım yok.

Bugünlerde ülkemizde en hararetli tartışılan üç konunun gizli mimarı o…

Şenol Altan farkına varmadan, ülkede perde arkasındaki gizli ellerin değil, halk iradesinin tecellisini mümkün kılan bir sürecin önünü açtı.

Eğer Şenol Altan ‘o gün’ mesleğe yeni başlamış olmanın verdiği görev heyecanıyla bir hamle yapmamış olsaydı, bugünlerde Türkiye ne türbanı tartışabilirdi, ne Anayasa’nın toptan değiştirilmesini, ne de Ergenekon’u…

Hatta şunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Şenol Altan’ın hayatını riske etme pahasına sergilediği o günkü davranışı olmasaydı, bugün Abdullah Gül Çankaya’da kesinlikle oturuyor olmazdı… Bu kadar net…

Şenol Altan, cumhuriyet tarihimizin en kahpe provokasyonunun karanlıkta kalmasını önleyen gizli bir kahramandır. Şenol Altan’ın kim olduğuna geçmeden önce, zihinlerimizi bir tazeleyelim.

Büyük provokasyon…

Avukat Alparslan Arslan, 17 Mayıs 2006 sabahı Danıştay İkinci Dairesi'ne tam da toplantı anında silahlı bir baskın düzenlemiş ve daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’i öldürmüştü. Daire Başkanı Mustafa Birden'in de aralarında bulunduğu dört üye de yaralanmıştı. Daha sonra yalan olduğu ortaya çıksa da, saldırganın ateş ederken tekbir getirdiği iddiası da medyaya servis edilmişti.

Tezgâh çok büyüktü ve çok boyutluydu…

Her nasılsa Danıştay’ın tüm güvenlik kameraları saldırıdan önce bakım gerekçesiyle devre dışı bırakılmıştı. Bir gazete olaydan kısa bir süre önce saldırıya uğrayan Danıştay üyelerinin resmini basarak, 'İşte o üyeler' manşetiyle çıkmıştı.

Her nasıl olduysa, Başbakan Erdoğan’ın saldırıdan önceki günlerde yaptığı bir konuşmasının satır arasına Danıştay’a yönelik ağır eleştiriler sıkıştırılmıştı. Yine kim nasıl ayarladıysa, eli her yana uzanan birileri, hükümetin Kadın Çiftçi Kooperatifi kurulmasına destek vermesine teşekkür etmek istediklerini öne sürerek tek tip kıyafet giydirilmiş 50 başı kapalı kadın Danıştay saldırısından bir gün önce AK Parti Grup toplantısına getirilmiş ve Başbakan konuşurken sloganlarla adeta şov yapmıştı. Meclis tarihinde bu tür bir görüntüye ilk defa rastlanıyordu.

Kısacası kurgu muhteşemdi. Dört başı mamurdu.

Bu öyle bir provokasyondu ki,  zamanlaması itibariyle bu olayın ülkeyi nerelere sürükleyebileceğini hisseden eski başbakanlardan Bülent Ecevit olaydan sonra iyice gerilmiş, Danıştay Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’in cenaze töreninde fenalaşarak yoğun bakıma kaldırılmıştı. Daha sonra bir daha kendine gelemedi ve hayatını kaybetti. Dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek, aynı cenaze töreninde kendine yönelik saldırılardan hayatını Kocatepe Camii’nin tuvaletlerine kaçarak kurtarabildi.

Yakın tarihin akışı değişti…

İşte böylesine çok boyutlu provokatif eylem, Danıştay saldırganı Alparslan Aslan’ın saldırı sonrası binadan kaçmaya çalışırken, işe yeni başlamış polis memuru Şenol Altan tarafından hayatını riske etme pahasına silahlı saldırganın üstüne atlayıp yakalamasıyla farklı çok boyutlara ulaştı. Özellikle Zaman gazetesi, bugünlerde isimleri Ergenekon’la birlikte anılan ve tutuklanarak cezaevine konulan kişilerle, Danıştay saldırganı Alparslan Aslan arasındaki bağlantıyı o günlerde ortaya çıkardı ve olayın seyri değişti.

Hâlbuki tüm düzenek saldırganın elini kolunu sallayarak kaçmasını temin edecek şekilde ayarlanmıştı. Dönemin Emniyet Genel Müdürü Gökhan Aydıner, “yakalanmasaydı işimiz çok zor olurdu, spekülasyonlar artardı” derken önemli bir noktanın altını çiziyordu. Çünkü daha sır perdesi bile aydınlatılamamışken, belli çevreler tarafından Danıştay olayına “İkinci Menemen Vakası” sıfatı yakıştırıldı. Eğer zanlı yakalanmamış olsaydı, o dönemde ülkenin içinde bulunduğu hassasiyet düşünüldüğünde bu olay üzerine aklın sınırlarını zorlayan şehir efsaneleri uydurulması hiçte zor olmayacaktı. Nitekim olayın ardından dünya basınında çıkan haber ve yorumlarda, saldırının cumhurbaşkanlığı seçim sürecini etkilemeye yönelik olduğu açıkça ifade edildi.

Kaldı ki, son günlerde ülke gündeminde öne çıkan Ergenekon soruşturmasıyla ilgili medyaya yansıyan bilgileri görüyorsunuz. Ülkeyi kaosa sürüklemek için faaliyette bulunan çok boyutlu bir tezgâhın tüm unsurları gözler önüne seriliyor. Basından takip ettiğimiz kadarıyla bu öyle bir mekanizma ki, rahip de hedeflerinde Müslüman din adamı da, sağcı da hedeflerinde solcu da, Müslüman aydını da listeye yazmışlar, gayri Müslim’i de… Kimileri çoktan vurulmuş, kimileri sırada… Kilisenin karargâh olarak kullanılması ise ayrı bir muamma… Güya birbirine düşman gibi gösterilen gruplar aynı merkezden yönetiliyor.

İşte böylesine provakatif olaylar zincirinin düğümünü çözmeye yarayan olay, Danıştay saldırganının kazara yakalanmasıyla start aldı. Şenol Altan “memleketi kurtarmak bana mı düştü” deyip o saldırgana müdahale etmeseydi, Türkiye’de tarihin akışı o günden sonra bir başka seyredecekti.

Danıştay saldırısından bir gün sonra yazdığımız “Danıştay'a saldırı hangi amaca yönelik?” başlıklı yazıda,Saldırılar görünüşte Cumhuriyet gazetesine ve Danıştay'a yapılmış olsa da, asıl hedefte AKP iktidarının olduğunda kuşku yoktur” demiştik. İlginçtir, Ergenekon sanıkları, 'Halkı hükümete karşı silahlı isyana teşvik' suçlamasıyla tutuklandılar.

Çarşaflı erkek mevsimi geldi…

Türkiye şu an çok hassas bir döneme girdi. Bazı çetelerin derdest edilmesi sakın ola kimseyi rehavete sevk etmesin. Bu topraklarda fitneci kesinlikle eksik olmaz. Biri gider biri gelir.

Özellikle üniversitelerde türbanla ilgili yapılması düşünülen düzenlemeyi sabote etmeye yönelik çok sayıda provakatif eylem beklemek için öyle üstün bir öngörü gerekmiyor. Hayatında bir kez başörtüsü takmamış bayanların yüzlerini peçeyle kapatarak üniversite kapılarını zorlayacağı, ya da hayatında bir kez olsun saçına başörtüsü değmemiş, hatta öğrenci olduğu bile şüpheli kişilerin kara çarşaflara bürünerek üniversite önlerinde arzı endam edeceği günler geldi. Önümüzdeki günlerde türbana tanınması muhtemel serbestiyi sabote etmek için göreceksiniz ne görüntüler tezgahlanacak.

Bugüne kadar olanlardan ders çıkarmak için, kazara ülke kaderinin akışını değiştiren Şenol Altan’ın yaptığından daha çok, olaylar gerçekleşince değil, daha düşünce safhasında önleyici istihbarata ve cesarete ihtiyaç var. Bu coğrafyada şans her zaman “gül”meyebilir.

Yorumlar
Yeni Ekle Ara
+/-
Yorum yaz
Adiniz:
E-posta:
 
Web Sayfas1:
Baslik:
 
:D:):(:0:shock::confused:8):lol::x:P
:oops::cry::evil::twisted::roll::wink::!::?::idea::arrow:
 
Lutfen resimdeki guvenlik kodunu giriniz.

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 28 01 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
Kültür Evi
Haftanın Hadisi
Haftanı Hikayesi
Haftanın Şiirleri
İbretistan
Güzel Sözler
Gülücekli Kadının Günlüğü
Çocuk Köşesi
Sizin Sayfanız
Oyun Oyna
İnanç Dünyamız
Dua UFKU
Musa Dededen İnciler
Sahabeden Tablolar
Bunları biliyor muyuz?
Giriş Formu
Anket